“Hayatınızın Acemilik Yıllarının Faturasını Çocuklarınıza Ödetmeyin”

“Hayatınızın Acemilik Yıllarının Faturasını Çocuklarınıza Ödetmeyin”

 

Dr. Figen Barlas Es’in konuşmacı olarak konuk olduğu seminerde, çocuk yetiştirirken anne-babanın yapması ve yapmaması gerekenler hakkında bilgi verildi.

                Programın açılış konuşmasını yapan Bilecik Balahatun Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Neslihan Söylemez, “Toplumun temeli çekirdeğidir aile. Ailede yeşerir yarınlar. Çocuklarımız onlara her istediğimizi yapabileceğimiz bize ait mallarımız değil. Sonunda hesabını vereceğimiz Allah’ın bize emanetleridir. Emaneti muhafaza görevimizde eşler arasındaki iletişimin, beraber hareket etmenin önemi ve bu tohumun yeşermesinde nasıl birimiz su birimiz güneş oluruz… Anlayabilmek ve sorunlarımıza yeni ve farklı bir pencereden bakabilmek için bir araya geldik.” dedi.

                Dr. Es anne babalara, çocuk yetiştirirken “Hayatınızın acemilik yıllarının faturasını çocuklarınıza ödetmeyin.” diyerek tavsiyede bulundu.

                Dr. Es anne ve babalara şunları aktardı:

“Hayattaki en değerli varlıklarımız çocuklarımızdır ama cüzdanları bir başkasına teslim etmezken çocuklarımızı bazen annelerimize, bazen öğretmenlere bazen çevreye teslim edip biz işimizin peşinde gidiyoruz. Halbuki çocuklarımız kimseye teslim edilecek varlıklar değil. Hem emanetler hem de sonrasında hesaba çekileceğimiz varlıklar.

Aile üzerinde yaşadığımız, hakkında en doğruyu kendimizin bildiğini zannettiğimiz dünyanın aslında merkezi. Herkes her şeyin en iyisini kendisi biliyor. Hiç başkasından akıl almaya ihtiyacı yok ama bunun merkezi, hücresi çekirdeği aile.

Sevip sevilmeyi, değer görüp değer vermeyi, sorumluluğu paylaşmayı bütün değerlerimizi öğrendiğimiz yer aile. İnsanlar ailelerinde aldıkları eğitimi hayata taşıyorlar, bu yüzden aile çok önemli. Dünyada aile yapısı bozulmayan nadir ülkelerden biriyiz, bir diğer topluluk Yahudiler. Bizim kendimizi eğitimsiz bırakmamızla aileyi allak bullak ediyoruz. Aile gidince de çocuk kalmıyor ortada.

‘Aileyi toparlarsak toplumu da toparlarız’

Aile hem çekirdek hem toprak, hem başlangıç hem sonuç, hem kaynak hem pınar. Biz aileyi toparlarsak toplumu da toparlarız. Bir çekirdeğiz ama bütün toprağın verimini de toparlarız. Bizim hiçbir ailenin yapısını hafife alma gibi bir lüksümüz yok. Sevginin de güzelliklerinde öğrenildiği yer olarak aileyi düşündüğümüzde bir aileyi imar ederseniz, bir aileyi restore ederseniz bütün bir toplumu restore edersiniz. Ama bir aileyi tahrip ederseniz bütün bir toplumu aynen o kanserin bir insanı mezara götürmemsi gibi yok eder gidersiniz. Hayattaki başarımızı biz ailede öğreniriz.

Aile, fiziksel duygusal, barınma ihtiyaçlarının karşılandığı yer. Baba çınar ağacı gibi. Aile derken hep annenin üstünde durulur. ‘Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz. Analar çeker yükü kimsenin bilesi yok.’ Ben biraz tersini düşünüyorum. Evet analar yükü çeker de ama ailede gerçekten dengeli çocuklar yetişmesini istiyorsak biraz erkeklerin de baba olması lazım. İki kelime vardır, celal ve cemal. Cemal güzelliktir, şefkattir, merhamettir de; celalde de güç vardır, korku vardır. Belki ailede cemali anne temsil ederken celali de babanın temsil etmesi lazım. Baba olmak içinde erkek olmak yetmiyor. En çok zayıf olanlar bağırır, kuvvetliler konuşur. Sözünü söylemekte yeterli açıklaması olmayanlar sesinin tonunu yükseltir karşı taraf korkar ve susar. Diyalog çok önemlidir. Diyalogumuzu kaybettik ve erkek çocuklarını da biraz hafif bayansı modda yetiştirdik.

‘Kendisinin farkında olmayan anne babalar kendisinin farkında olan çocuklar yetiştiremiyor’

Babalar olmayınca toplumda kadınlar erkek gibi olmaya başladı. Kadınlar erkek gibi olunca çocuklarda kimi modelleyeceğini bilemedi ve çok farklı aile modelleri çıktı. Biz ana değerlerimizi kaybedince diğer değerlerimizi zaten çoktan kaybettik. Baba önemlidir. Ailede aile olmayı öğretecek kişi babadır. Bu demek değil ki kadının iradesi yok. Bireylerin kendisinin farkında olması gerekiyor. Kendisinin farkında olmayan anne babalar kendisinin farkında olan çocuklar yetiştirmiyor. Sonra çocukların farkındalığını sağ olsun diziler ve internet veriyor. Çocuklar anne babada öğrenmediklerini dizilerde, internette öğrendikleriyle giderken hayat allak bullak oluyor. Hayatı fazlasıyla öğrenip kendilerini zehirleyebilecekleri çok kaynak var. Ailelerimizi birer eğitim yuvası haline getirelim.

‘Çocuk ailenin aynasıdır’

Çocuk büyütmek aile eğitimidir. Çocuk ailenin aynasıdır. Bizim toplumumuzda en çok üzüldüğüm şey kırk yaşından sonra beyin hücreleri zaten yavaş yavaş ölmeye başlıyor zekanın en zinde olduğu, beynin %90’ının tamamlandığı yaş 6. Çocuk 12 yaşına kadar aileden alacağını alıyor.

Hayatınızın acemilik yıllarının faturasını çocuklarınıza ödetmeyin. İlk çocuklar 20 yaşına gelse de paldır küldür, ikinciler olgundur üçüncüler torundur. Çünkü artık üçüncüye dördüncüye geldiğinde karı koca birbirin olduğu gibi kabul etmiş. Birbiriyle didişmeyi bırakmış. Ne olursa olsun çocuklar dünyamıza girdiği andan itibaren kendimizin dışında varlıklar için yaşadığımızı fikretmemiz lazım. Biz artık bize özel değiliz, biz başkaları içinde yaşıyoruz.

‘Çocuklarınıza onlara zaman ayırdığınızı hissettirin’

Çocuk büyürken aslında aile de zaman içinde eğitilir. Bizde çocuklarımızla birlikte büyüyoruz. İki ayrı insan iki ayrı saksıda yetişmiş tohum bir araya geliyor mümkün değil imtihanların olmaması. Birinci çocukta ikinci çocukta kaçırdık. Olsun zararın neresinden dönülürse kardır. Ne zaman bunu fark ettik, o andan itibaren anneler ve babalar olarak çocuklarımıza zaman ayıralım. Babalar çocuklarıyla basket oynasın. Anneler kızlarıyla çay içmeye gitsin. Ama onlara zaman ayırsın. Çünkü eğer anne baba çocuklarına zaman ayırdığını fark ettirmezse çocuklar kendilerine zaman ayıracak birilerini buluyor. Batıda başka buluyor doğuda başka buluyor.

Anne hamileliği sırasında piyano kursuna gidiyor. Çocuk doğduğunda kendiliğinden çocuğun müzik kulağı gelişmiş. Mesela muhasebe ile ilgili işlerde çalışan kişilerin çocuklarına baktığınızda çoğu sayısaldır ve matematikleri çok iyidir. Çocuğun eğitimi ta anne karnında başlıyor. Birde bunun ruhsal boyutu var. Ürkek tedirgin bir annenin çocuğunun doğduktan sonra ürkek olduğunu görüyoruz.

Her bir çocuk biriciktir. Çok kardeş olmanın avantajı sadece paylaşmayı öğretir. Değer görmeyi azaltması değil. Her birini anlamak, onları yorumlamak ve buna göre yardım etmek lazım. Çocuklar bizim avuçlarımızda şekilleniyor. Biz çocuk büyütmeyi çok hafife alır olduk.

Çocuk bizim mülkümüz değil emanetimiz. Biz çocuklarımızı sevmek zorundayız. Sevmek her zaman kolay değildir, sabretmek zorundayız. Fert olarak değil aile olarak yaşadığımızı bilmek zorundayız.” ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam