Cumhuriyetçi Milletin Partisi Genel Başkan Vekili Hüseyin Korkman, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103’üncü yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada iktidar ve ana muhalefete seslendi.
Cumhuriyetçi Milletin Partisi Genel Başkan Vekili Hüseyin Korkman, Cumhuriyet’in kuruluşunun 103’üncü yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyet’in kazanımlarına, Atatürk ilke ve devrimlerine, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne dikkat çekti.
İktidar ve ana muhalefete yönelik eleştirilerde de bulunan Korkman, Cumhuriyet’in temel değerlerinin korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Korkman, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“EN BÜYÜK BAYRAM BU GÜN!”
Bugün, büyük Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en görkemli eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu kutluyoruz.
29 Ekim, sıradan bir bayram günü değildir. 29 Ekim; emperyalizme diz çöktürmüş, esareti reddetmiş, bağımsızlığını canı pahasına savunmuş bir milletin yeniden doğuşunun tarihidir. Bu tarih, Türk milletinin kendi kaderine sahip çıktığı, egemenliği saraylardan alıp millete verdiği büyük devrimin adıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı, yalnızca cephede verilen bir mücadele değil; emperyalizme, saltanat düzenine ve milletin iradesini yok sayan anlayışlara karşı verilen tarihî bir bağımsızlık mücadelesidir.
İşte Cumhuriyet, bu mücadelenin eseridir!
Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi; yoksulun umudu, emekçinin güvencesi, gençlerin geleceği ve millet egemenliğinin teminatıdır. Cumhuriyet sayesinde bu ülkenin en ücra köşesindeki bir çocuğun bile okuyarak, çalışarak ve kendini geliştirerek devletin en yüksek makamlarına ulaşabilmesinin yolu açılmıştır. Bir çobanın Cumhurbaşkanı olabilmesi, Cumhuriyetin sunduğu fırsat eşitliği idealinin en güçlü ifadesidir.
“BURADAN İKTİDARA DA ANA MUHALEFETE DE AÇIKÇA SESLENİYORUM!”
Buradan iktidara da ana muhalefete de açıkça sesleniyorum!
Cumhuriyetin kazanımları üzerinde siyaset yapanlar, önce Cumhuriyetin hangi mücadelelerle kurulduğunu hatırlamalıdır. Bugün sahip olduğunuz makamlar, kullandığınız yetkiler ve yönettiğiniz devlet, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin eseridir.
Demokrasiyi yalnızca iktidara gelmenin ya da iktidarda kalmanın aracı olarak görenlere soruyorum: Cumhuriyetin kurumlarını, hukukun üstünlüğünü ve millet iradesini güçlendirmek için ne yapıyorsunuz? Cumhuriyetin temel değerlerini korumak yerine onları tartışmalı hâle getirmek kimin yararınadır?
Cumhuriyet, siyasi ikballer uğruna yeniden şekillendirilecek bir iktidar projesi değildir!
“Yeni bir Cumhuriyet kuracağız” diyenlere açıkça ifade ediyorum: Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri, kişilerin siyasi hesaplarına göre yeniden atılacak temeller değildir. İhtiyacımız yeni bir Cumhuriyet söylemi değil; mevcut Cumhuriyetin demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük ilkelerini eksiksiz hayata geçirmektir.
Yapılması gereken bellidir: Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında yürümek, aklı ve bilimi rehber edinmek, adaleti herkes için güvence altına almak ve ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarmak!
“CUMHURİYETİN ADIYLA ÖVÜNÜP KAZANIMLARINI AŞINDIRANLARA DA SÖZÜMÜZ VAR!”
Cumhuriyetin adıyla övünüp kazanımlarını aşındıranlara da sözümüz var!
Atatürk’ün mirasını yalnızca siyasi söylemlerinde kullananlar, bu mirasın gerektirdiği sorumluluğu da üstlenmek zorundadır. Atatürk’ün adını anmak yetmez; onun bağımsızlık anlayışını, laikliği, halkçılığı, devlet yönetiminde aklı ve bilimi esas alan yaklaşımını savunmak gerekir.
Atatürk’ün kurduğu partinin tarihî mirasını taşıdığını söyleyenlere de sesleniyorum: Cumhuriyetin kurucu ilkeleri tartışmaya açılırken sessiz kalmak, bu mirasa sahip çıkmakla bağdaşmaz. Cumhuriyetin değerlerini korumak, yalnızca geçmişi anmakla değil, bugün o değerler doğrultusunda mücadele etmekle mümkündür.
Ana muhalefete de çağrım nettir: Cumhuriyetin geleceği konusunda belirsizliğe yer bırakmayın. Günlük siyasi hesapların ötesine geçin. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerleri söz konusu olduğunda açık, tutarlı ve ilkeli bir duruş ortaya koyun. Milletin sizden beklentisi yalnızca iktidarı eleştirmek değil; ülkenin geleceğine ilişkin güven veren, Cumhuriyetin kazanımlarını esas alan bir siyaset ortaya koymanızdır.
“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI SÜSLÜ SÖZLER DEĞİLDİR”
Sayın iktidar sahipleri ve ana muhalefet yöneticileri!
Türkiye’nin ihtiyacı süslü sözler, gösterişli törenler ve içi boş vaatler değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; bağımsız, üreten, adil, bilimsel düşünceyi esas alan ve vatandaşına eşit davranan bir devlet anlayışıdır.
Eğitimde bilimi, ekonomide üretimi, yönetimde liyakati, yargıda bağımsızlığı, toplumsal yaşamda eşitliği ve adaleti esas almadan Cumhuriyetin hedeflerine ulaşılamaz.
Gençlerin geleceğe umutla bakamadığı, emeğin karşılığını bulamadığı, çiftçinin üretmekte zorlandığı, esnafın ayakta kalma mücadelesi verdiği ve vatandaşın adalet beklentisinin büyüdüğü bir ülkede, yalnızca Cumhuriyetin başarılarından söz etmek yeterli değildir. Siyasi sorumluluk taşıyan herkes, bu sorunların çözümü için somut adımlar atmak zorundadır.
İktidarın yanlışlarını eleştirmek tek başına yetmez; bu yanlışların yerine akılcı, bilimsel ve adil çözümler koymak gerekir. Ana muhalefetin görevi de yalnızca itiraz etmek değil, Cumhuriyetin kurucu değerleri doğrultusunda ülkeye güven veren bir gelecek anlayışı ortaya koymaktır.
“CUMHURİYET, TÜRK MİLLETİNİN ORTAK ESERİDİR”
Bizim mücadelemiz, Cumhuriyetin temel değerlerini günlük siyasi çıkarların üzerinde tutma mücadelesidir. Bizim çağrımız, toplumu ayrıştırmak değil; millet egemenliği, hukuk, laiklik, bağımsızlık ve adalet temelinde ortak bir gelecek kurmaktır.
Unutulmasın ki Cumhuriyet, hiçbir siyasi partinin, hiçbir kişinin ve hiçbir zümrenin malı değildir. Cumhuriyet, Türk milletinin ortak eseridir ve gelecek kuşaklara karşı ortak sorumluluğumuzdur.
Gelin, Cumhuriyetimizin temellerini tartışmalarla yıpratmak yerine onu demokrasiyle güçlendirelim. Atatürk’ün ilke ve devrimlerini yalnızca törenlerde anmakla yetinmeyelim; eğitimde, ekonomide, hukukta ve devlet yönetiminde yeniden temel ölçümüz hâline getirelim.
Milletimizin umut ateşini yeniden yakalım. Gençlerimize özgüven, üreticimize destek, emekçimize hak ettiği değeri, çocuklarımıza aydınlık bir gelecek sunalım.
Çünkü Türkiye’nin geleceği, Cumhuriyetin kazanımlarını korumaktan ve onları daha ileriye taşımaktan geçmektedir.
“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ!”
Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarını ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Yüce Türk milletinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!
YAŞASIN CUMHURİYET!
YAŞASIN ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ!
YAŞASIN LAİK, DEMOKRATİK VE HUKUK DEVLETİ!
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ!”