“Kutlu Doğum Vesilesiyle Manevi Huzura Erişebilmeyi Temenni Ediyorum”

“İnsanlığın var oluş gayesinin abidesi, insanlığın kurtuluş rehberi, Yüce Allah’ın sevgilisi ve son peygamberi, efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) doğumu vesilesiyle, onu anmak ve anlamak, yeniden idrak etmek umarım ki herkese nasip olur. Niyazım odur ki efendimizin şefaatine nail olmak da nasip olur.

İnsanlığın buhranlar ve bunalımlar yaşadığı, cehaletin, şiddetin ve gafletin her kıtada kol gezdiği, vicdanın, merhametin ve adaletin, yetim hakkının, yoksul hakkının, kul hakkının adeta yok sayıldığı, değerlerin zedelendiği günümüzde; onun hayatından, sünnetinden ve ahlakından her bir müminin dersler çıkarması gerekmektedir. Dünya kan revan içinde, insanlık çaresiz, umutlar virane olmuş, Müslümanların yaşadığı coğrafyalar kan gölüne dönmüş, batı emperyalizmi müminlerin tertemiz topraklarında kirli senaryolar üretmekte… Başımızı kaldırıp ufka baktığımızda, onun aziz hatırası inancımızı tazeliyor. İnsanlığın ruh dünyasının çölleşmeye yüz tuttuğu bu zamanda; muhtaç olduğu iman ve ahlak ummanı yalnız ve ancak efendimiz Hz. Muhammed’de (s.a.v.), onun bıraktığı yüksek idrakte, onun ehlibeytinde ve ashabında, onun yolunda yürüyen ve milletimizin ruhunu yoğuran erenlerdedir.

“Kutlu Doğum” adı ile efendimizi anmak ve anlamak, gururla söyleyelim ki, dünya Müslümanlarına ülkemizin ve milletimizin bir çağrısıdır. Türk milletinin peygamber efendimize duyduğu kadar saf, temiz, aşk derecesinde bağlı bir sevgiye şahit olunmamıştır. Bu etkinliğe öncülük eden ve nesillere ulaştıran Türkiye’miz, duamız odur ki zorlukları ve buhranları aşacaktır. Çünkü milletimizin, Yüce Allah’a ve onun elçisine olan bağlılığı eşsizdir. Düşününüz; Peygamberimizin her adı geçtiğinde elini kalbine götürüp, sevgisini her seferinde tescilleyen başka bir millet var mıdır? Böylesi aşk derecesinde bir iman milletimize mahsustur. “Kutlu doğum” geleneği de, peygamberimize duyduğumuz muhabbetin, onu anlamanın, yolunda yürümenin, gözyaşıyla mutluluğu birleştirip; ona dair bir hatırayla kalpleri doldurmanın bir misalidir ki bu da aziz milletimize mahsustur. Asırlar geçse de, milletimizin, mazlum müminlerin ve tüm insanlığın ona olan hasreti dinmemiştir.

Kutlu doğum vesilesiyle, bir kez daha Peygamber efendimizin (s.a.v.) iman ve idrak deryasında bir damla olabilmeyi, bugünler vesilesiyle hatalarımızı ve eksiklerimizi gözden geçirip manevi huzura erişebilmeyi temenni ediyorum.

Değil mi ki;

Muhabbet, Muhammed’den oldu hasıl,

Muhammedsiz muhabbet ne hasıl…”