Bilecik’li Kişisel Gelişim Uzmanı-Tarihçi Yazar Mustafa Turan Öğretmenler günü dolayısıyla mesaj yayınladı.
ÖĞRETMENİM!
KEŞKE ŞUNLARI DA ÖĞRETEBİLSEYDİK
HEYHÂÂT! ÖĞRETEMEDİK…
Bugün 24 Kasım Öğretmenler günü.
Öğretemediklerimizi de öğretmek dileğiyle, tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyor ve başarılar diliyorum.
Keşke! Ah keşke!
Eğitim hayatları boyunca, çocuklarımıza ve gençlerimize, çalışmanın ibadet olduğunu, durmadan çalışmayı, çalışmadan durmamayı da öğretebilseydik.
2 kere 2’nin 4 ettiğini öğrettiğimiz kadar, keşke alın teriyle kazanılan 2 lira helal paranın, hak edilmeden kazanılan 4 lira haram paradan daha büyük ve değerli olduğunu da öğretebilseydik.
Alfabeyle birlikte; Keşke, sevgiyi, saygıyı, merhameti, adalet ve hoşgörüyü de öğretebilseydik.
Ahlakı, fazileti, erdemi, vicdanlı olmayı, hesabı. kitabı, kitapla dost olmayı ve okuma alışkanlığını da öğretebilseydik.
Doğruluğu, dürüstlüğü ve yalan söylememeyi de öğretebilseydik.
Yıllar boyu her sabah ” doğruyum çalışkanım…”dedirttik. Ama ne dürüstlüğü, ne doğruluğu ne de çalışkanlığı öğretebildik.
Çünkü ruhlar aç, kalpler boş,
gönüller çorak… Çünkü ilmin, edep adap, ahlak, irfan ve hikmet boyutu yok.
Keşke neslimize Allah’ı, Peygamber’i, Kur’ânı, vatanı, milleti, bayrağı, ezanı, dilini, dinini, tarihini, kültürünü, ecdadını ve tüm mukaddeslerimizi sevmesini ve özümsemesini de öğretebilseydik.
Allah için vermeyi ve Allah için sevmeyi de öğretebilseydik. Vermenin, almaktan daha büyük bir fazilet olduğunu da öğretebilseydik.
Çevre bilincini, her yere çöp atan değil, her yerdeki çöpü toplama erdemini gösterecek kibarlığı da, “temizlik imandandır” inancı ve ilkesini de öğretebilseydik.
Ego’nun, hodbinliğin, hasedin, fitnenin, fesadın, kıskançlığın, kavganın, işini yanlış yapmanın ve rüşvetin ne kadar kötü olduğunu, diğergamlığın, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşmanın, birlik ve beraberliğin, dostluk ve kardeşliğin ise, ne kadar iyi ve ideal hasletler olduğunu da öğretebilseydik.
Bugün, istisnalar bir yana, helal haram duygusunu yitirmiş, vicdanı cüzdanı halini almış, fiatları ona, yüze katlayan, doyumsuz, vicdansız ve ihtiraslı esnaf yerine, kadim kültürümüzde yer alan, âhilik teşkilatındaki ahlaklı ve dürüst esnaflığı da öğretebilseydik. Dün Fatih’in, ikinci ürünü istediği esnaf: “Kusura bakmayan Bey’im onu da yan komşumdan alınız. O daha siftah etmedi” diyordu. Böyle ahlaklı ve faziletli esnaflar da yetiştirebilseydik.
Üstün şahsiyeti, yüce karakteri, ahde vefâyı ve gönül insanı olmayı da belletebilseydik.
Bize yabancı Hipokrat’ı öğrettik, yeminini ezberlettik. Ama bizden olan dünya tıp literatürünün şâhı İbn i Sina’yı görmezden geldik. Vaskö dö Gama denen korsan haydutu büyük bir denizci olarak bellettik. Ama bizden olan Piri Reis’i gereği gibi öğretemedik.
Mikelanj”ı, Rafel’i ezberlettik. Ama Mimar Sinan’ı gölgede bıraktık. Batasıca Batı’yı cazip ve öyle olmayı hedef gösterdik. Ama sırf İslam ögesine bakarak Doğu’yu ısgaladık.
Bizi biz eden ve yücelten bütün dini ve milli değerleri aşağılarken, Batı’nın kokuşmuş ahlak düzenini, medeni ve ceza kanunlarını devşirdik. Keşke dinimiz ve örfümüzdeki kanunları da öğretebilseydik..
Rabb’ime hür olarak ibadet edeyim, Peygamberimin yolundan gideyim, göğsümü gere gere elhamdülillah müslümanım diyeyim ve Kur’ânımı okuyayım düşüncesiyle Milli Mücadele veren ve mücadeleyi kazanan milyonlarca halka, ALLAH demeyi ve Kur’an okumayı yasakladık. Hatta Türk halk ve Türk sanat müziğini dahi yasaklayarak, Batı’nın “Hafif Pok Müziğini ” devşirdik. Keşke kutsallarımızı ve milli musikimizi de öğretebilseydik.
Din, bayrak, ezan gibi mukaddeslerimizle birlikte, sorumluluk duygusu ile vatanseverliği de öğretebilseydik.
Tevazu sahibi olmayı, özür dilemeyi, saygılı davranmayı, ar’lı ve vakarlı olmayı, hoşgörüyü ve diğergamlığı da kavratabilseydik.
Karşısındaki bir insana, bir küçüğe, bir büyüğe, bir erkeğe, bir kadına, bir misafire ve bir muhtaç kişiye karşı nasıl davranması gerektiğini de öğretebilseydik.
Nezaketi, zerafeti, nezahatı, helalı, haramı da öğretebilseydik. İlmi, ameli, imanı, ihlası, iffeti, hayâyı ve takvayı da belletebilseydik.
Ömür boyunca, eline, diline ve beline hâkim olmayı, işine, eşine ve aşına bağlı bulunmayı da öğretebilseydik.
Kanları ve canları bahasına bu cennet vatanı bize armağan eden şanlı ecdadımızı kötü göstereceğimiz yerde, keşke bize saldıran ve memleketimizi işgal etmeye yeltenen, kıyafetimizi, hilafetimizi, alfabemizi hülâsa milli ve dini değerlerimizin tümünü elimizden alan İngiliz’i, Fransız’ı, Rus’u, Yunan’ı ve Sabetaist’i gerçek düşman, ecdadımız Osmanlıyı ,Selçukluyu ve İslam dünyasındaki kardeşlerimizi de gerçek dost olarak öğretebilseydik…
Sadece insanlara değil, hayvanlara da, canlı cansız her şeye şefkatli ve merhametli olmayı da verebilseydik.
Kendi hakkıyla birlikte, başkalarının hakkını da her zaman ve her zeminde savunmasını da öğretebilseydik.
Bunları öğretebilseydik, o zaman ayıp dediğinizde, size dönüp “ayıp da ne ki…”denilmezdi.
Özetle; keşke gençlerimizi ideal bir insan, iyi bir vatandaş, güzel bir Müslüman olarak yetiştirebilseydik.
Heyhââât!
Yapmadık, yapamadık ve beceremedik maalesef.
İstisnalar hariç, caddeyi, sokağı, yolu, otobüs durağı, mesire yeri ile genel manada çevreyi kirleten, gelişi güzel çevreye çöp atan, her fırsatta yalan söyleyen, aldatan, hile yapan, malını fahiş fiatla satan, insanları dolandıran, büyüklere saygı göstermeyen, edepten nasibini almamış ukala nice insanımız da maalesef bu toplum içinde yaşıyor. Halbuki dini ve milli kültürümüzde bunların hiç birinin yeri bulunmuyor. Tam 18 yıl boyunca eğittiğimiz nesillerimize, insâni ve ahlaki davranışları dahi kazandıramadıysak, biz neyin eğitimini yapıyoruz ki???
Keşke demenin hiçbir anlamı yoktur. Zararın neresinden dönülürse kardır. Bakanlığımızca ümit verici gayretler devam etmektedir. İnşallah iyi bir eğitim sistemi ve kaliteli öğretmenler ordusuyla, içimizdeki gayr ı millileri söküp atarak, istikbal’e en iyi şekilde hazırlanmak ve tıpkı ecdadımız gibi cihan hakimiyeti tesis edip, İslam’ın bayraktarlığını ve Kur’an’ın hâdimliğini üstlenmek ve öğretemediklerimizi de öğretmek dileğiyle, tekrar tüm öğretmenlerimizin bu özel günlerini kutluyor ve ayrı ayrı hepsine başarılar diliyorum… Var olsunlar…
Tümüne sevgi, dua ve muhabbetle efendim…
24.11.2025 M.Turan
Not:1986 Yusufeli Lisesi Fen Sınıfı