Hemşehrimiz, Tarihçi-Yazar Mustafa Turan’ın “İrfan ve Medeniyet Işığında Gençlere Yol Haritası” isimli kitabı basıldı.

Tüm gelirleri öksüz, yetim ve kimsesiz çocuklara aktarılacak olan kitap, ilk okuldan üniversite son sınıfa kadar tüm çocuklar ve öğrencilere, içeriğinin kapsamlı, detaylı ve konularının çeşitliliği sebebiyle de yediden yetmişe tüm vatandaşlara hitap ediyor.
Kitabına ilişkin gazetemize özel açıklamalarda bulunan Mustafa Turan, “Maalesef gençliğimizin hâli pür melâli hepimizce malumdur. İlim ve irfan,edep ve âdap, ahlak ve fazilet boyutundan bakıldığında,anne babalar,öğretmenler ve topyekun millet gençliğin bu halinden memnun olmayıp,istikbalimiz adına endişe içindedirler. Âcizâne bu çalışmayı kaleme aldık. Hani denir ya: “Demir tava geldi kömür bitti.Akıl başa geldi ömür bitti” Yegane referansı vahiy ve sünnet olan, şanlı ecdada layık yetiştireceğimiz gençliğimiz, bizim parlak geleceğimiz olacaktır inşallah. Gençlerimizin, gençlik çağlarını heba etmeden, bir nebze olsun aklı başa getirme mülahazasıyla yazdığımız kitabı,hamdolsun tamamlamayı rabbim bize lutfetti.” dedi.

256 sayfalık kitabın tüm gelirlerinin öksüz, yetim ve kimsesiz çocuklara, yardıma muhtaç kişilere ve hayır kurumları yararına vakfedildiğini anlatan Turan, “Eseri 7 bölüm halinde hazırladık. Okuyucularımız içindekileri inceleyerek arzu ettikleri takdirde öncelikle istedikleri bölümden de kitabı okumaya başlayabilirler. Kitabı kaleme alırken yegâne referansımız; vahiy, sünnet ve örfümüz oldu. Gençlerimize milli bir özellik, dini bir karakter ile asr-ı saadetteki üstün ahlâkı kazandırmayı amaçladık” ifadesine yer verdi.
“İNSANLARI KÖLELEŞTİRİR, BAĞIMLI YAPAR”
Ülkemizde genç nüfus oranının Avrupa Birliği ülkelerinin genç nüfus oranlarıyla mukayese edilmeyecek kadar ileride olduğunu aktaran Mustafa Turan, şunları kaydetti:
“İnsan, ergenlik dönemine girdikten ve genç olmaya aday olduktan sonra, ilk önce kendini tanımaya, kendini bilmeye, kendini bulmaya ve kendi olmaya yönelmeli, sonra da ailesiyle, milletiyle, ülkesiyle ve inancıyla kendini tanımalıdır. Devamında da aidiyet mülahazasıyla, kendi tarihini, dinini, dilini; kimliğini, kültür ve medeniyetini öğrenmelidir. Kendini tanımadan başkasını tanıma sevdalısı olursa bir insan, ne başkasını, ne de kendini öğrenebilir. İşte bu tarihi cehalettir ki, insanları köleleştirir, bağımlı yapar, el etek öptürür ve dilendirir.”
Millet olarak özlemini duyduğumuz gençliğin, şanlı ecdadından tevarüs eden bir ideali, inancı, azmi ve aksiyonu olması gerektiğinin altını çizen Turan, kitabının önsözünde ise şu ifadelere yer verdi:
“BİZE MORAL KAZANDIRIYOR”
Hemdele, salvele ve besmeleden sonra, Bayrak Şair’inin şu duası ile söze başlayalım:
“Ey Yüce Rabbimiz! Elsizlere el, dilsizlere dil ver yeniden, Lütfet! Bize bir şanlı nesil ver yeniden.”
Bizim millet olarak, istiklal ve istikbalimiz adına en büyük sermayemiz, hiç şüphesizdir ki, çoğu devlette ve millette olmayan, fakat bizde bulunan genç potansiyelimizdir. Aksiyon sahibi, ideal, inançlı ve bilinçli olarak yetişen bir gençlik, geleceğimizin teminatı olacaktır. Şayet genç potansiyelimizi, insani ve İslami özelliklere sahip kılabilirsek, bu bizim en büyük zenginliğimiz ve en değerli hazinemiz olacaktır. Bugün ülkemizde, 15-24 yaş grubunda yaklaşık 14-15 milyon civarında gencimizin bulunduğunu ve nüfusumuzun yüzde 16’sının gençlerden müteşekkil olduğunu bilmek dahi, bize bir moral kazandırıyor. Genç nüfus oranımız, AB ülkelerinin genç nüfus oranlarıyla mukayese edilmeyecek kadar ileridedir. Elbette bugün, ne şanlı geçmişimizi unutma, ne de umut vadeden geleceğimizi ihmal etme lüksümüz vardır. Cemil Meriç: “Müzzam bir geçmişi, yine muazzam bir geleceğe bağlayan köprü olmak isterim” derken, Yahya Kemal de: “Ne harabiyiz ne harabatiyiz. Kökü mazide olan atiyiz” diyerek geçmişten geleceğe birer köprü kurarlar.
“EN VERİMLİ ÇAĞ: GENÇLİK ÇAĞIDIR”
Unutmayalım ki, insan ömrünün en verimli çağı, hiç şüphesizdir ki gençlik çağıdır. Bu dönem insanın enerji ve yeteneklerinin zirveye ulaştığı bir çağdır.
“ŞUURLU BİR GENÇLİĞİN ÖZLEMİ İÇİNDEYİZ”
İdeal bir gencin, asil bir duruşu, feraseti bir bakışı, derin bir anlayışı ile bir farkı olmalı, bir tarzı olmalı, bir farzı olmalı. Akif’in Asım’ı gibi, ilmi ve irfanı, ufku ve vizyonu, maddesi ve manası, eylemi ve söylemi olmalı. Ahlak ve fazileti ile örnek ve önder olmalı. Öncü ve ölçü olmalı. Üstün karakteri ile abide şahsiyeti ile efendiliği ve hanımefendiliği olmalı. Helal haram ikileminde sınırları olmalı, doğruluk, dürüstlük, hak ve adalet düzleminde de çizgileri ve prensipleri bulunmalı. Medeniyet idealleri, iddiaları, liderlik azmi ve heyecanı olmalı. Kur’an ile sünnetten aldığı hazla ve kültür ve medeniyeti ile ecdadından aldığı hızla kutlu bir yola çıkıp, bir ömür boyu din, vatan ve bayrak mücadelesi vererek dünyada iyi bir ad ve güzel bir yâd bırakabilmeyi hedeflemeli. Ömrü boyunca halkın ve Hakk’ın rızasını kazanmayı amaçlayarak, dünya ve ahiretini mamur etme gayesi gütmeli. Necip Fazıl: “Gençlik, özene özene özünü kaybettirildi” demiştir. Malum Tanzimat’tan bu yana özlenilen adres de, medeniyetin sömürü kan ve gözyaşı üzerine inşa eden güya insan hakları savunucusu, oysa kendi çıkarında başka hiçbir şeyi önemsemeyen çifte standartlı Batı olmuştur. İşte biz ezelden beri varlık ile irfanımızı özünü bulmak için,yiğit düştüğü yerden kalkar diyerek, geçmişindeki özünü bulma erdemini gösterecek şuurlu bir gençliğin özlemi içindeyiz. Bütün mücadelemiz bu keyfiyete matuftur.
“BİR TAŞ KOYABİLME ÇABASI İÇİNDEYİZ”
Acizane yapmış olduğumuz bu çalışma ile bu uğurda kat edilecek kutlu yola bir taş olsun koyabilme çabası içindeyiz. Ömrün tekrarı olmadığı gibi, hayatta keşkeye de yer yoktur. Son pişmanlık kâr etmez. Nitekim tarih, ömrünün sonuna yaklaştığında, “Ah! Ah! Maalesef şu kısacık ömrü, bir hiç uğruna heba etmişiz. Keşke akıllıca değerlendirebilseydik. Çok pişmanız çok!” diye dizlerini döven yığın yığın insana şahit olmuştur. Şairin, “Baharı yaz, aşkı naz uğruna tükettik.” derken ömrü tükettiği bir hiç uğruna dizelerinde ifadesini bulan sözleri dememek için: Bizim bu konudaki sa’ yü gayretimiz, bir nebze irfan ve medeniyet mektebinde edinilen bilgi, yaşanılan tecrübe ve kazanılan yüksek bir ruhla, gençlik heba edilmeden geleceğe sağlıklı hazırlanma ve ömür bitmeden aklı başa getirme çabasıdır. Çünkü bir takım insanlar ve bazı sistemler vardır. Gençleri sallar uyutmak için. Bazıları da sallar ki uyandırsınlar. Bizimkisi ise, gençleri uyaracak ve uyandıracak olan bir sallama ve titreyip kendine getirebilme çabasıdır.
“TIKLIM TIKLIM DOLDURMALARINI ARZULUYORUZ”
Biz, yüzbinlerce gencin futbol sahalarını doldurduğu gibi, bilgi hazinelerimiz olan kütüphanelerimizi de, irfan, hikmet, Kur’an ve iman hazinelerimiz ve laboratuvarlarımız olan camilerimizi de ilgi ve heyecan ve coşkuyla tıklım tıklım doldurmalarını arzuluyoruz. Eseri kaleme alırken, sıkıcı olmaması için akademik bir dil kullanmadık. Kitabı yalın bir anlatımla kaleme alırken, seviyeyi çok da düşürmek istemedik. Kullandığımız kelime ve kavramlar herkesin bilmesi, değilse öğrenmesi gerektiğine inanarak özellikle kullandık. Bu eser, ilkokuldan üniversite son sınıfa kadar tüm çocuklarımız ve gençlerimize hitap etmektedir. Muhtevasının genişliği ve konularının çeşitliliği ile de, yeniden yetişmiş tüm insanımızı muhatap almaktadır.
“ÜMİTSİZLİĞE DÜŞMEMEK DE DOĞRU DEĞİLDİR”
Biz bugün ideal bir gençliğin filizlenmesinin gerekliliğini anlatırken, mükemmel özellikler ile muazzam güzelliklere sahip Asr-ı Saadet gençliğine benzer bir gençlik tasavvur etmekteyiz elbette. Ama hakikat olan bir şey de vardır. O da, artık dünya durdukça böyle bir gençliğin ortaya çıkması asla mümkün olmayacaktır. Zira o ahlak ve şahsiyet abidesi gençlik, Allah Rasûlü (sav) Efendimiz’in eseriydi. Onun vahye dayalı sohbetiyle yetişmiş ve “sahabe” olma tacıyla taçlanmış bahtiyar, ideal ve erdemli bir gençlikti. Böylesi bir gençliğin ortaya çıkmasının imkânsız olduğu gerçeği kabul edilmekle birlikte, ümitsizliğe düşmek de doğru değildir. Kâbe’ye ulaşamıyorsak hiç olmazsa yolunda karınca misali, o muazzam gençliğin yolunda yürüyen bir gençliğin meydana gelmesi uğruna mücadele verilmesi gerektiği bilinci ile hareket etmekteyiz. Üstadlarımız da bu uğurda ömürlerini vakfettiler. Keşke bu üstadlarımız bugünleri görebilselerdi!
“PEK ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK VE GELİŞECEKTİR”
Milletlerin hayatında kendi nesillerinin kemmiyet ve keyfiyetinin önemini idrak eden fikir adamları, gençlerine ümitle bakarak bu konuya çok kafa yordular. İmanlı, ahlaklı ve vatansever ideal bir gençliğin yetişmesi için, hasret duydukları gençliğin ortaya çıkması amacıyla, mücadele verip bu uğurda ömürlerini tükettiler. Acizane fakirin bu çalışması da böyle bir amaca matuftur. Elimizdeki bu kitap okunduğu, özümsendiği ve hayata tatbik edildiği takdirde, biz inanıyoruz ki bizzatillah Teâlâ okuyucunun dinî ve sosyal hayatında, kimyasında, inancında, kültüründe, eylem ve söyleminde pek çok şey değişecek ve gelişecektir! Çocuklarımız ve gençlerimiz, okudukları kitap sayesinde dinî, millî, ahlakî, insanî ve kültürel boyuttaki kazanımlarla, aileleri dahi çocuklarını tanıyamayacak kadar faziletler ve meziyetler elde edeceklerdir. Gençler inşallah bu donanımla daha nice güzelliklere ve özelliklere sahip olacaklardır.
“AZAMİ ÖZEN GÖSTERDİK”
Eseri 7 bölüm halinde hazırladık. Okuyucularımız içindekileri inceleyerek, arzu ettikleri takdirde öncelikle istedikleri bölümden kitabı okumaya başlayabilirler. Kitabı kaleme alırken, yegâne referansımız, vahiy, sünnet ve örfümüz oldu. Gençlerimize millî bir özellik, dinî bir karakter ile asr-ı saadetteki üstün ahlâkı kazandırmayı amaçladık. Akif’in “Asım Gençliği”, Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu Gençliği”, Nurettin Topçu’nun “Beklenen Gençliği” ve Sezai Karakoç’un “Diriliş Gençliği”ni yetiştirme arzuları neyse, biz de aynı arzu ile hepsini harmanlayıp bu eseri kaleme aldık. Okuyucularımız eseri okurken, konuları ve muhtevayı bu kategoride değerlendirmelerini istirham ederiz. Milletçe istiklalimiz ve istikbalimiz demek olan gençlerimiz ile ilgili böyle bir çalışma yapmayı bize lütfeden Allah’a hamdediyorum. Genç okuyucularımız üzerinde etkisini bırakması amacıyla, bu eserin her bir sayfası ve satırını abdestli yazmaya azami özen gösterdik. Rabbim bereketini ihsan buyursun. Ayrıca bu eserimizi de, daha önce her 10 kitaptan birini , zekat babında vakfettiğimiz gibi,bunun da gelirlerini, öksüz ve yetimler ile hayır kurumlarına aktarmak üzere vakfettik. Rabbim kabul buyursun. Eserin yayımlanmasına katkı sağlayan, İstanbul’dan Adem Avcı, Bursa’dan İlhan Arslan,Sakarya’dan Enver Tok, Mükerrem Koç ve Yavuz Korkmaz Beyefendilere de çok teşekkür ediyorum. Rabbim razı olsun.
Diğer yandan, 7 bölümden oluşan 256 sayfalık kitabın içindekiler kısmı ise şöyledir:
I. BÖLÜM – İDEAL GENCİN ÖZELLİKLERİ
İdeal Gencin Yol Haritası,
Eserin Yazılış Amacı ve İsmi
Anadolu İrfanı Nedir?
Özlenen Gençlik.
Gençlik Kuması Çabuk Solar.
Bir Gençlik – Bir Gençlik Bir Gençlik…
Onlar da Gençti.
Özün de Sözün Gibi Sağlam Olsun…
Sevgi ve Saygıyı Bayraklaştıran Genç.
İdeal Genç Diline Sahip Çıkandır.
Dostunu Düşmanını Bilen Genç…
Sosyal Medya’nın Esiri Olmayan Genç.
(Çeşitli Başlıklar Altında İdeal Genç)
II. BÖLÜM – DÖRT AKIMIN GENÇLİK ÖZLEMLERİ
Mehmet Akif’in “Asım Gençliği”
Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu Gençliği”
Nurettin Topçu’nun “Beklenen Gençliği”
Sezai Karakoç’un “Diriliş Gençliği”
III. BÖLÜM – ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ :
İdeal Gencin Allah Sevgisi
İdeal Genç Dinin Direğini Dikendir
İdeal Gencin Peygamber Sevgisi
İdeal Gencin Ahlak Boyutu
IV. BÖLÜM / OKU-YORUM
İslam’ın İlk Emri Okudur
100 Yazar – 300 Kitap
V. BÖLÜM – YOL HARİTASINA 99 ÖZLÜ SÖZ
VI. BÖLÜM – SORULAR VE CEVAPLAR
Denizde Osmanlı Tokadı
Vurma Oğlum!
Canın Büyüğü Küçüğü Olmaz
İstanbul’dan Neden Çıkamıyoruz?
VII. BÖLÜM – MUELLİFİN ÖZELİNDEN YANSIYANLAR
21 Asır Türk-İslam Asrı Olacak İnşallah
40 Yıllık Aile Tecrübesi ile Gençlere Önerim


