Coğrafi konumu, doğa ve turizm güzelliklerinini yanı sıra tarihi geçmişiyle büyüleyen Bilecik’te bulunan manevi şahsiyetlere ait türbeler kente ayrı bir değer katıyor. İl merkezi ve ilçelerdeki türbelerin yoğunluğu dikkati çekiyor.
ŞEYH EDEBALİ TÜRBESİ
Bilecik’teki en önemli tarih miraslarından bir tanesidir. Orhan Gazi Camii’nin üst tarafındaki tepelik alandadır. Yapılış tarihi belli olmamakla birlikte Orhan Gazi devrinde inşa edildiği kabul edilmektedir.
Türbede Şeyh Edebali ile birlikte, şeyhin neslinden altı büyük ve dört küçük sanduka vardır. Sanduka odasının haricinde iki oda daha bulunmaktadır. Türbe ve dergâh, Sultan II. Abdülhamid döneminde ve son olarak da 2012 yılında tadilat görmüştür. Türbenin hemen yanında aynı tarihlerde inşa edildiği tahmin edilen, Osman Gazi’nin eşi Bala Hatun ve annesinin sandukalarının bulunduğu bir türbe daha bulunmaktadır.
ERTUĞRULGAZİ TÜRBESİ
Söğüt merkezde bulunan türbenin Çelebi Mehmet tarafından yaptırıldığına dair bazı bilgiler vardır. Türbe 1737’de III. Mustafa tarafından restore ettirilmiştir. Daha sonra II. Abdülhamid zamanında da onarım görmüştür. Bu onarımlar esnasında mezarlığın giriş kısmına iki adet çeşme yaptırılmıştır. Çeşmenin kitabesi, türbenin Abdülhamit döneminde tamir edildiğini göstermektedir. İkinci kitabe ise türbenin kapısı üzerinde yer alır. 1905 yılında türbenin etrafındaki evlerin daha iyi bir biçimde yeniden inşası için istimlâk çalışmaları da yapılmıştır.
Bu çalışmalar neticesinde, türbe çevresinde geniş bir alan oluşturularak, her yıl Karakeçililerin, Orta Asyalı göçebe kıyafetleriyle Söğüt’e gelmesi, beyitler okuyarak at üstünde geçit töreni yapması ve kutlamalar düzenlemesi sağlanmıştır.
Türbenin dışında ve hemen yakınında Ertuğrul Gazi’nin eşi Halime Hatun ile oğlu Savcı Bey’in mezarları bulunur. Osman Gazi’nin makam mezarı da burada yer alır. Bunların yanı sıra kardeşi Dündar Bey’in kan kardeşi Akçakoca’nın silah arkadaşları olan Konur Alp, Karamürsel, Abdurrahman Gazi, Hasan Alp, Saltuk Alp, silah öğreticisi Kaplan Çavuş, Osman Gazi’nin silah arkadaşlarından Aktimur Bey, Çoban Mirza Bey, Hamit Bey, Emir Ali, Aykut Alp, Gündüz Bey, Aydoğdu Bey, Pazarlı Bey, Yorgan Ata ve Akbıyık Bey’in mezarları da burada bulunmaktadır.
Türbe altıgen planlıdır. Beden duvarları bir sıra taş, iki sıra tuğladan ve taşlar arası dikey konumda derzli olarak yapılmış olup saçak silmeleri düz mekanı örtmekte olan kubbe, kurşunla kaplıdır.
Ertuğrul Gazi Türbesi, Yunan işgalinde tahrip edilmiş, mezarı parçalanmış ve kurşunlanmıştır. Türbenin duvar ve pencerelerindeki kurşun izlerini bugün dahi görebilmeniz mümkündür.
KAMURAN GAZİ TÜRBESİ
Ertuğrul Gazi’nin silah arkadaşı olan Kamuran Gazi’nin türbesi, Metristepe Zafer Anıtı’nın doğu yamacının hemen alt kısmında yer alır. Köyün ilk adı “Doruk”tur. Kamuran Gazi’nin türbesinin burada bulunması nedeniyle adı “Kamuran Tekke” olarak değiştirilmiştir. İnönü zaferlerinin en önemli noktası sayılan Metristepe, daha sonra ismini köye vermiştir.
MEHMET NURİ EFENDİ TÜRBESİ
Yunan işgali sırasında Bilecik’te, işgal kuvvetlerine karşı koymak amacıyla Ertuğrul Livası Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Bölgede yaşayanların kurduğu bu direniş cemiyeti, eli silah tutanları organize edip silahlandırmıştır. İşgal kuvvetlerine direnen ve daha sonraları düzenli ordunun bir parçası haline gelen cemiyet, Bilecik eski müftüsü Mehmet Nuri Efendi etrafında oluşmuştur.
HAS BEY TÜRBESİ
Ertuğrul Gazi’nin öğrencisi Has Mehmet Bey’in türbesi, Söğüt’ün Tuzaklı Köyü’nde bulunur. Türbede bulunan ikinci sanduka ise Has Mehmet Bey’in can dostu olan, Cafer Bin Hattab’a aittir. Köyün girişindeki doğu yamacında bulunan türbe, bölgeye hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Söğüt’ten yaklaşık 21 km sonra türbeye ulaşabilirsiniz.
SAVCI BEY TÜRBESİ
Savcı Bey, Ertuğrul Gazi’nin üç oğlundan en büyüğü. Kardeşleri Osman Gazi ve Gündüz Alp’tir. Babası Ertuğrul Gazi’den ve gazinin silah arkadaşlarından eğitim alan Savcı Bey, iyi bir eğitim görmüştür. Babası ile birlikte pek çok savaşa katılan Savcı Bey bu sayede, savaş tecrübesini ve idarecilik vasıflarını geliştirmiştir. Moğol ve Bizanslılarla çarpışmış, Karacahisar’ın alınmasında kendini kanıtlamıştır. 1287 yılında Ertuğrul Gazi’nin vefatından sonra Kayı Boyu’nun idaresini kardeşleri Osman Bey ve Gündüz Alp’e devretmiştir. Bizans ve Osmanlı arasında yapılan İkizce Savaşı’nda şehit düşmüştür.
ABDULLAH MİHAL GAZİ (KÖSE MİHAL) TÜRBESİ
Abdullah Mihal Gazi, Bizans İmparatorluğu’nun hudut kalelerinden Hadrianoi Bölgesinin (Harmankaya) Tekfuru idi. Müslüman olmadan önceki adı Mikhael Kosses olan Abdullah Mihal Gazi, Bizans’ta uzun yıllar (1259-1453) hüküm süren ve İstanbul’un fethine kadar Bizans’ı idare eden Palaiologos hanedanına mensup bir Bizans Soylusu idi.
Eskişehir Beyi ile beraber Osman Bey’e karşı giriştiği savaşta esir düştü. Osman Bey, Köse Mihal’in yiğitliğine ve kahramanlığına bakarak onu affetti. Daha sonraki yıllarda Osman Bey’e tekfurlar tarafından bir tuzak kurulacaktı. Bu tuzak, bir düğün esnasında Osman Bey’e yapılacak bir suikast girişimiydi. Osman Bey’i bu suikast girişiminden haberdar eden Köse Mihal; Osman Bey’i zamanında uyararak önlem almasını ve kurtulmasını sağlamış, böylelikle Yarhisar’la Bilecik’in de zaptına vesile olmuştur. Bu olayın ardından Osman Bey ile Köse Mihal, iyi bir dost ve silah arkadaşı olmuştur.
Mihal Bey, Türklerle arasındaki dostluk ve Osman Bey’e yakınlığı sebebiyle, 1313 yılında Müslüman oldu ve “Abdullah” adını aldı. Bundan sonra daima Osman Gazi ile birlikte hareket eden ve bölgeyi bildiği için fetihler esnasında kılavuzluk yapan Mihal Bey, Sakarya Vadisi’nde Göynük ve Mudurnu ile diğer bazı kaleleri fethederek büyük kahramanlıklar gösterdi. Osmanlı Devleti’nin ilk yıllardaki ilerleme ve gelişiminde büyük katkıları olan Köse Mihal Bey, ayrıca Orhan Gazi ile Bursa’nın fethine de katıldı. Mihal Gazi, 1327 yılında Yenişehir’de vefat ettikten sonra, Bilecik’in İnhisar ilçesine bağlı Harmanköy’deki türbesine defnedildi.
Abdullah Mihal Gazi’nin yurdu olan Harmanköy’de her yıl eylül ayının ilk pazar günü, devlet büyüklerinin, akademisyenlerin, tarihçilerin ve pek çok misafirin katılımıyla Abdullah Mihal Gazi’yi anma törenleri tertip edilmektedir. Mihal Gazi’nin Harmanköy’de bulunan türbesi ziyaret edilerek dualar okunmakta ve gelen konuklara geleneksel yemekler ikram edilmektedir. 2021 yılında her yıl düzenlenen anma törenlerinin 694.’sü düzenlenecektir.
KUMRAL ABDAL TÜRBESİ
Ertuğrul Gazi’nin sancaktarı Kumral Abdal da bunlardan biridir. Doğum tarihi ve yeri bilinmeyen Kumral Abdal’ın asıl adı Turgut olup Şeyh Edebali hazretlerinin bir müridiydi.
Şeyh Edebali hazretleri Eskişehir yakınlarındaki İtburnu adlı köyde yaşıyordu. Talebelerine ilim irfan öğretip, insanlara huzur dağıtmakla meşgul olurdu. Sohbetlerinde kemale gelen Kumral Abdal hem talebe yetiştirmek hem de Allahuteala’nın dinini yaymak ve kafirlerle savaşmak için görevlendirildi. Kumral Abdal, Müslümanlığın yayılmasında ve Osmanlı’nın güç kazanmasında önemli şahıslardan biridir.
DURSUN FAKİH TÜRBESİ
Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna şahitlik etmiş bir Türk Bilgini olan Dursun Fakıh ,Karaman’da doğmuş olup, Şeyh Edebali’nin öğrencisidir. Dursun Fakıh; tefsir, hadis, fıkıh ilimlerini okumuştur. Osmanlı Devletinin kuruluşuna şahitlik etmiş bir Türk Bilginidir. Şeyh Edebali’nin kızı ile evlenerek damadı, Osman Gazi ile de bacanak olmuştur.
28 Eylül 1299 yılında Karacahisar fethedildikten sonra Osman Gazi adına Cuma Hutbesini okuyup, Cuma Namazını kıldırmıştır. Böylece, hem Osman Gazi’nin hür ve tam istiklâl sahibi bir Devlet Başkanı olduğunu, hem de Osmanlı Devletinin istiklâlini dünyaya ilan etmiştir.
Edebali’nin tedrisinden geçerek kadılık, imamlık ve hatiplik yapan Dursun Fakıh, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundaki en önemli manevi liderlerinden biridir. Dursun Fakıh, Osmanlı Devletinin ilk imam-hatibi ve ilk kadısı olma şerefini de elde etmiştir. ‘Gazavetname’ adlı bir eseri bulunmaktadır. Anadolu’da milli birlik ve milli kültür birliğinin oluşmasına hizmet eden bir Türk Büyüğüdür. 1327 yılında vefat etmiştir.
Söğüt İlçesine bağlı Küre Köyü’nde bulunan türbeye her gün yüzlerce kişi ziyarette bulunur. 550 rakımlı bir tepe üzerine inşa edilen türbe, çevreye son derece hakimdir. Temiz ve pussuz bir havada, buradan bakıldığında Bilecik’teki Şeyh Edebali Türbesi’ni dahi görebilirsiniz. İki türbe arasındaki kuş uçuşu mesafe 14,5 km’dir.
