Bilecik genelinde bekledikleri oy oranını yakalayamadıklarını belirten Karaahmet, bunun sebebinin de sandığa gitmeyen seçmen olduğunu kaydetti. Bilecik genelinde sandığa yüzde 70’lik bir katılım gösterildiğini belirten Karaahmet, “AKP’nin yoğun oy aldığı kesimlere baktığımızda oradaki sandıklarda oy kullanan seçmen sayısı daha fazla. Ama çatı partileri olan CHP, MHP ve diğer partilerin oy aldığı sandıklarda sandığa giden seçmen sayısı düşük. Bu belirleyici nokta oldu Türkiye’de.” Dedi.
Karaahmet, geçirilen seçimin hiçbir şekilde adil bir seçim olmadığının altına çizerken “Kesinlikle adaletsiz bir seçim geçirdik. Devletin olanaklarının, belediyenin olanaklarının kullanıldığı bir seçim. Yel değirmenlerine karşı belki mücadele ettik. Çok ciddi maddi bir güç karşımızdaydı.” İfadelerinde bulundu.
“Seçimin kaybedilmesinde sandığa gitmeyen seçmen etkili oldu”
Karaahmet ile gerçekleştirdiğimiz seçim öncesi, seçim dönemi ve seçim sonrasına ilişkin röportajımız şu şekilde oldu:
“ Seçim sonuçları belli oldu. Sonuçlar hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz?”
Öncelikle Bir polis arkadaşımız kendisini vurmuş, seçim telaşesi sebebiyle atladık. Öncelikle bu acıdan dolayı bütün emniyet teşkilatına baş sağlığı diliyorum. Allah nur içerisinde yatırsın kardeşimizi.
Cumhurbaşkanı seçimi değerlendirmesinde geldiğimiz zaman, burada belirleyici olan bana göre sandığa gitmeyen seçmendir. Hangi amaç ve hangi sebepten ötürü gidilmediği, boykot eden seçmen, tatilde olan seçmen veya farklı nedenden ötürü sandığa gitmeyen seçmen.
“ Erdoağan, seçmenin yüzde 38’inin oyuyla cumhurbaşkanı seçilmiştir”
Fakat bu seçmen sayısı yaklaşık yüzde 23-25 civarında. Yani yüzde 75 ve yüzde 77 arasında seçmen kitlesi sandığa gidiyor ve diğeri gitmiyor. O zaman neye bakmak gerekiyor? Oy kullanmaya giden seçmenin yüzde 51’inin oyunu almış oluyor. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan, Türkiye’de seçmenin yüzde 38’inin oyuyla cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu da sandığa gitmeyen, boykot adı altında olsun, tatil adı altında olsun seçmenin Türkiye’nin geleceğini ciddi ölçüde etkilediğinin bir göstergesidir. Dolayısıyla burada siyasi parti olarak bizde hata varsa bu hatalarımızı düzeltmemiz gerekiyor. Bu seçmeni sandığa nasıl götürürdük? Bunu bire bir Bilecik’te de gördüm seçim günü. İlçelerimizdeki sandıkları da dolaştım. Dolayısıyla burada AKP seçmeni sandığa gitti. Yani AKP’nin yoğun oy aldığı kesimlere baktığımızda oradakisandıklarda oy kullanan seçmen sayısı daha fazla. Ama çatı partileri olan CHP, MHP ve diğer partilerin oy aldığı sandıklarda sandığa giden seçmen sayısı düşük. Bu belirleyici nokta oldu Türkiye’de.
“Sandığa gitmeyen seçmenin kendisini bir gözden geçirmesi gerekiyor”
Bilecik’e baktığımız zaman yüzde 48-50 civarında kafa kafaya gitti. Bozüyük’te Sayın İhsanoğlu birinci çıktı. Yani Bilecik’te buna göre değerlendirmesini yaptı. Yine dediğim gibi Bilecik’te yaklaşık 3 bin-4 bin seçmen sandığa gitmemiş Merkez olarak bakarsak, bu da bana göre belirleyici bir nokta. Tabi bu gitmeyen seçmen de maalesef bizim seçmenimiz diye düşünüyorum. Dolayısıyla böyle bir sonuç oluştu. Fakat hiç yılgınlığa gerek yok, çünkü sandığa gitmeyen seçmen kendisini bir gözden geçirmesi gerekiyor. Yüzde 51 değil, kullanılan oyun yüzde 38’iyle bana göre Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı oldu. Şunu da söyleyeyim, hayırlı uğurlu olsun tabi. Siyasi nezaket gereği, sonuç itibariyle irade bu yönde tecelli etti ve Tayyip Erdoğan Türkiye’nin cumhurbaşkanı olarak seçildi. Bize de hayırlı olsun demek düşer. Vatana, millete inşallah hizmet eder Cumhurbaşkanlığı makamında.
“Kesinlikle adaletsiz bir seçim oldu”
Fakat yine seçim öncesini değerlendirirsek çok ciddi adaletsiz bir seçim. Devletin olanaklarının, belediyenin olanaklarının kullanıldığı bir seçim. Yel değirmenlerine karşı belki mücadele ettik. Çok ciddi maddi bir güç karşımızdaydı. Çatı partilerinde böyle büyük bir maddi güç yoktu. Biz kesinlikle destek almadan kendi yağımızda kavrulmaya çalıştık. Dolayısıyla buranın da değerlendirilmesi gerekiyor. Kesinlikle adil bir seçim değildi. Buna rağmen bana göre AKP’nin oylarında Türkiye genelinde bir düşüş var. Bilecik genelinde bu oylarını korudular. Bilecik genelinde biz umduğumuz oyu alamadık. Özellikle çatı partilerinin oyunu alamadık. Fakat onu da dediğim gibi sandığa gitmeyen seçmene bağlıyorum. Yani tabanda AKP’ye bitr kayma yok, çünkü AKP’nin oylarında bir artış yok. Ama sandığa gitmeyen seçmen bizim veya çatı partilerinin seçmenleriydi. Netice de bu şekilde olmuştur. Dediğim gibi şu an itibariyle de Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmuştur, diyecek başka bir şey yok.
“Seçim çalışmalarınız nasıl geçti?”
Ben önce il başkanlarımızı dolaştım start verildikten sonra. İl başkanlarımızla beraber bir ortak basın açıklaması yaptık. Öyle girdik yarışa. MHP il başkanıyla beraber iki veya üç kere ortak saha çalışması yaptık. Ama onun haricinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin olarak ciddi anlamda görevimizi yerine getirdiğimize inanıyorum. Kısıtlı sürede ve kısıtlı imkanlarla çalıştık. İlçelerimizi dolaştık, ilçelerimizdeki saha çalışmalarına destek verdik. Gidebildiğimiz köylere de giderek bu kısıtlı süre içerisinde cumhurbaşkanı adayımızı tanıtmaya çalıştık. Tabi şu da görülmeli ki bu seçimde ilk kez cumhurbaşkanı bir halk oyuyla seçildi. Burada alışılagelmiş seçim propogandası dışında bir propoganda yöntemi uygulamak zorunda kaldık. Çünkü bize eşlik eden bir aday yoktu. Biz aday yokluğunda o adayı tanıtmaya çalıştık. Bu şekilde bir seçim kampanyası geçirdik. Buna rağmen alınan sonuç, yüzde 47-48’lik bir oran Bilecik genelinde ve tatmin etmedi elbette bizi. Daha yüksek bir oran bekliyorduk. Matematiksel gösterge de oydu. Fakat netice bu şekilde çıktı, başka diyecek bir şey yok.
Partinizde veya çalışmalarınızda bir değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?
Biz partide, kendi organlarımızda elbette tartışacağız. İl yönetimiyle bunu tartışacağız. Şunu söyleyeyim, siyasette her seçim yeni bir çalışmanın başlangıcıdır. Her yenilgi diyeyim, bu azim ve iradeyle Cumhuriyet Halk Partisi ayakta durur zaten. Dolayısıyla biz çalışmalarımızı elbette devam ettireceğiz. Aynı hırsla devam edeceğiz Ben hep partiye kurumsal olarak bakarım. Burada kurumsal yapısıyla Cumhuriyet Halk Partisi çalışmalarına devam eder. Burada yönetimler, milletvekilleri, başkanlar, belediye başkanları değişebilir. Bu hiç önemli değil. Önemli olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal yapısını koruyarak bu Türkiğye mücadelesinde çalışmalaeın devam ettirilmesidir. Tabi il yönetimimizde seçim sonuçlarını daha değerlendiremedik. Bunları değerlendireceğiz ve ona göre bir yol haritası belirleyeceğiz. Önümüzde bir genel seçim gözüküyor. Bu seçim için, geçirdiğimiz seçimlerden ders alıp mutlaka bir yol haritası belirlememiz gerekiyor. genel merkezin de tabi burada alacağı tedbirler, alacağı öngörülere göre biz de Bilecik’te bunları uygulayacağız.
Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığından sonra Türkiye’de neler değişir?
Evet Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı oldu. Burada dediğim gibi bu yüzde 25’lik kesimin mutlaka ve mutlaka bir şey yapması gerekiyor. Düşünmesi gerekiyor. zaktan ahkam kesmek veya uzaktan eleştiride bulunmak çok kolay. Bizzat Türkiye’nin geleceği ve Türkiye için yapılır siyaset. Yani A partisi B partisi gözetmeden. Ama elbette bu aşamadan sonra Türkiye’de bazı şeylerin değişeceği gerçek. Daha otoriter ve daha diktaya yönelik uygulamaların geleceğinden endişe ediyorum. Meclisin yapısının değişeceğini ve öngörü olarak Türkiye’de başkanlık sisteminin oluşabileceğini düşünüyorum. Ama başkanlık sistemi Türkiye’nin şu andaki anayasasına ve parlamenter rejimine uygun bir sistem değil. Mutlaka ciddi anlamda kuvvetler ayrılığının uygulanması gerekiyor. Ama baktığınızda Türkiye’de yasama, yürütme, endişeyle söylüyorum yargı bile sanki Başbakana bağlanmış durumdadır. Bu şekilde bir planlamayla bir genel seçim arkasından da anayasa değişikliği yapılır mı bu benim şahsi öngörüm içerisinde. Bence bu Türkiye’ye uygun bir iş değil. Türkiye’ye uygun bir yönetim şekli değil. Ama cumhurbaşkanı olarak anayasanın öngördüğü şekilde sınırlı yetkileriyle görevini de sürdürebilir. Sonuçta parlamento ve Başbakana bağlı olacak bir iş.
Selahaddin Demirtaş’ın aldığı oylar hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Selahaddin Demirtaş’ın söylemleri seçmenin bir kısmına iyi geldi. Yani söylemleri farklıydı. Ama şunu da söyleyeyim etnik köken üzerinden siyaset bu coğrafyada yapılmaması lazım. Tabi burada Demirtaş’ın amacı bana göre, şahsi kanaatim Türkiye’de partisel olarak seçime girdiğinde alabileceği oy ve yüzde 10’u aşabilmekti bence. Yüzde 10’u da etnik köken üzerinden siyaset yaparak aşması doğru değil. Yani kitle partisi olup, Türkiye’nin bütün sathına mesaj vermesi gerekiyor. Bilecik’te de ya söyleminden ötürü ya etnik kimlikten ötürü veya adayımızı beğenmeyerek boykot eden seçmenlerden ötürü bir oy artışı var. Ama tabi bu önümüzdeki dönemde siyasetin belirleyici noktada bir oy artışı değil bana göre. Kitlesel olarak, parti oalrak, bağımsız aday olarak değil de biz yüzde 10’u aşarız da parti adına bir yarışa gireriz düşüncesiyle hareket ettiler. Yüzde 9 da kaldılar sanırım, belki onlar için bir umuttur. Dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi bir kitle partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi toplumun her kesimine açık, her kesimini kendi çatısı altına toplayabilecek özellikleri olan bir partidir. Biz yolumuza kurumsal kimliğimizle devam edeceğiz. Zaten siyaset budur. Kendi görüşlerimizi ana muhalefet partisi olarak ortaya koyacağız ve siyasi yaşamı sürdürmeye devam edeceğiz. Ben cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak üzerimize düşeni yaptığımıza inanıyorum. Çalıştığımızı düşünüyorum. Bir gayret içerisindeydik ama netice bu oldu. Tabi bunun değerlendirmesini ileriki dönemlerde de yapacağız.
İhsanoğlu’nu eğer CHP tek başına çıkartmış olsaydı oylarda bir farklılık olur muydu? Diğer çatı partilerinin oylarının etkili olduğunu düşünüyor musunuz
Tabanlarda bir kayma var. Bilecik nazarında bakarsanız yüzde 55-60 arasında biz oy alırız diye düşünüyorduk işin gerçeği. Tabanda bir kayma var. Bu kayma MHP tabanında da var bana göre CHP tabanında da var. Yani bunun tedbirini almamız gerekiyor. Neden kaydı? İhsanoğlu neden kabul görmedi? Bunlara bakmak gerekiyor. Daha önce de dediğim gibi, hep bir noktada takılıyorum. Sandığa gitmeyen seçmenler çok etkili oldu. Yerel seçimde yüzde 95 katılım varmış, bu seçimde Bilecik’te yüzde 75’e düşmüş. Yani yüzde 15 kayıp var. Bu kaybın hangi tabanda olduğunun tespit edilmesi lazım. Buna göre de tedbir alınması lazım. Adayı beğenmeyebilirsiniz ama bana göre İhsanoğlu Tayyip Erdoğan’dan daha büyük bir adaydı ve bunu partiler öngördüyse bu şekilde, bu adayın peşinde çalışılması gerekiyordu. Şunu da söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler çalıştık.
Koalisyonun katkısı olduğuna inanıyor musunuz?
O konuda pek bir yorum yapmak istemiyorum. Çünkü diğer örgütlerin de, diğer siyasi partilerin de çalışma yaptıklarını düşünüyorum. Dediğim gibi beraberce basın açıklaması yaptık. Gerek Bilecik pazarında olsun, gerekse kırsalda MHP il başkanıyla üç-dört köyde ortak bir çalışma yaptık. Ama bizim örgütümüz sanıyorum biraz daha fazla ön planda oldu, halk nazarında böyle bir algı var. Ama mutlaka ben çatı partilerinin il başkanlarının ve yönetimlerinin de bu konuya katkı sağladığını düşünüyorum. Onların da ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyorum.”